Avanak Necmi
Ağustos 17, 2007
Bizim avanak necmi birgün oturuyo imiş. Yıl ikibin yedi demiş kendi içinden. Bir anda aklına binli yıllar gelmiş. Keşke o yıllarıda görebiseydim diye vah vahlanmış bizim mal. Sonra konuyu iş yerindekilere açmış.
Espirisine aranızda binli yılları gören var mı demiş. Herkes gülmüş. Lakin aradan sıyrılan halkla ilişkiler müdiresi ben gördüm demiş. Sana da gösteriyim mi? Espriler kahkalar arasında müdire ile avanak necmi şöyle bir bakışmışlar. Akşamın habercisi olmuyalım ama bunlar birbirine pek hayırlı şeyler göstermicekler sanki.
Sonra bizim necmi işine dönmüş, dönmüş amma aklında müdiresi varmış. Çıkış saati gelmiş. Beraber çıkmaya karar vermişler. Müdire bunu evine getirecekmiş. Bizim avanak necmide hayaller kurmaya başlamış. Yola çıkan taze aşıklar binli yıllara kucak kucağa binerek gitmişler gelmişler. Son durak çatmış, avanakta şöyle bir kaşlarını ovalamış. Evin önünde eski kocasının arabasını gören müdire heyecanlanmış. Sen geride kal derken eski koca belirmiş. Müdireye şöyle bir bakmış. Avanak Necmi pısırık birşey olduğundan ona bakmamış bile. Müdireyi kucaklar kucaklamaz cezalandırmaya başlamış. Avanakta boş durmayayım arkadan geleyim diye hayal ede durmuş. Anlıcağınız içimde patlamasın bari meselesi. Hikayemizde burada bitmiş. Müdire muradına hem binmiş hem ermiş olmakla beraber avanak tarağındanda sürtünmüş olmuş. Gökten üç elma düşmüş biri korungac esansında kullanılmış diğerleri yedirilmiş. Hadi biz çıkalım hayallere..
Çıkaracağımız dersler var taibi ki bu güzel hikayede. Nedir? Minübüste ayakta kalmamak için her zaman son duraktan bin.