Kraliçe’nin Vahim Hatası

Ağustos 17, 2007

Günlerden bir gün bir afet varmış. Güzeller güzeliymiş. Herkes ondan bahseder, güzelliğini destansı şekilde yayarlarmış. Kızımızın dötü fena kalkmış. Zaman geçmiş kızımız ergenlik dönemine gelmiş. Sivilceleri bile patlamamış. Allahın sevgili kuluymuş. Ayriyetten çokda cimri bir hatunmuş.
Günün bir günü kızımıza sarı kafalı bir çocuk aşık olmuş. Hergün aşkını ilan eder arada orasını burasını ellermiş. Masumane devam eden aşkımız nedense dışarıdan umutsuz bir vaka olarak herkese yansırmış.
Kız arada ona aşık olan diğer insan evlatlarınıda memnun ediyor hale gelmiş. Geri döndüğünde sarı kafayı teselli ede durmuş. Bizimki ilerleme arzusunda hayaller peşinde iken kızımız başka başka tatlar tatmaya devam ediyormuş. Dünyaya niçin geldik der gibi?
İşin b.k kokan tarafı sarı kafanın sabırsızlığı imiş?
Hergün tazelenen aşk itirafları, gülücükler, ilanı güller. Gün bitmesin ki sarıdan güzelimize iltifat doğmasın, yalakalık olmasın.
Veee inanılası değil amma aralarındaki aşk biter. Birbirlerini görmez hale gelirler. Herkes merak ile olayı çözümlemeye çalışırken büyük bir aşkta bitmiştir. Peki neden bitmiştir? Bu artık toplumun sorgulaması, cevap bulamasada atıp tutması gereken bir konu olmuştur.
Gerçekler zamanla anlaşılır diyen gazete gene haklı çıkmış zamanla olayın tüm vahimliği topluma mal olmuştur.
Sarı, zamanı kollamış afetimizi en uygun zamanda kıstırmış ve ona sahip olmuştur. Tüm milletin tadına varmak için can attığı kızcığımızın tatlı ekşi tüm yanları sarının artık damak zevkinden geçmiştir. Karıdan memnun kalmadığından mı ondan mı bundan mı bilinmez ama vakadan sonra ne aşk kalmıştır nede memnuniyet.
Bize düşen görevler: Sevişin ama sıcak havalarda işin suyu çıkabilir.

Leave a Reply